İNSANLIK BÜYÜDÜKÇE KÖTÜLÜK DE BÜYÜYOR MU?
izin de duymaktan kulaklarınız, görmekten gözleriniz, acıdan kalbiniz yorgun mu? Hani bi makineyi uzun süre çalıştırdığınızda yorulur, ısınır, hararet yapar, dumanlar tüter ya bir yerlerinden… Kulaklarım, gözlerim, kalbim öyle yorgun… Otomatik Portakal diye bir kitap vardı, duymuşsunuzdur. Yazarı Anthony Burgess. Sonra Stanley
“korkma” desin diye!
azı sözcükler, cümleler vardır. Okuduğunuzda ağırlığını hissedersiniz, kendi başına koca bir kitaptır. Çok nadir denk gelirsiniz ama denk geldiğinizde hemen anlarsınız. Benim de nadiren denk geldiğim o cümlelerden biri; çok sevdiğim, kalemini apayrı bir yere koyduğum Gazeteci-Yazar Ece Temelkuran’ın Muz
Ne uğruna ölüyoruz?
ç seslerim kaygılı, korkulu güvensiz, gürültülü, karman çorman… İç seslerim bir savaşın ortasında, ne yapacakalarını bilmeden sağa sola koşturuyorlar. Ölümden kaçarken ne yapacaklarını bilmiyorlar. Ölümün ortasında, ölümden kaçmaya çalışırken panikataklar geçiriyorlar. Her yanımız patlıyor, ölümden kaçarken ölüme gidiyoruz. Her yanımızı saran ölümden
Dünyanın Çivisi
u hafta İÇ SES’te bir hikaye paylaşmak istedim sizlerle… Çocuk istismarına dair öyküler yazmaya çalıştığım kitabın içinden seçtiğim bir hikaye… ***** Benim adım Yasemin… Okula henüz başlayacak yaşım gelmemiş, öyle diyorlar. “Daha yaşını doldurmadı” diyorlar. Sokaklarda oynamak da güzel ama bir an önce şu
suskunluk sarmalı
ç seslerim öfkeli biraz… İçinde küskünlüğün, kızgınlığın, yılgınlığın, tükenmişliğin bolca bulunduğu; hayretin, şaşkınlığın “bu kadar olmaz”ın serpiştirildiği bi öfke… Hani dudağını ısırırsın dişlerinle, öyle ısırırsın ki kanatırsın kendini, kendi dişlerinle… İçinde evler vardır yıkılır, içinde ormanlar vardır ağaçları devrilir bir bir, içinde
Bİ SÖĞÜT AĞLADI AĞLAYACAK
irazdan yağmur yağacak… Ağaçların dallarından, yapraklarından süzülecek damlalar ardı ardına. Gökte ağız dolusu bir küfür, rüzgar telaşlı, birazdan yağmur yağacak…Toprak sabırsız, yağmurla kavuşmaya. Sıra sıra dizilmiş ağaçların mevsim yorgunu dalları ahenk içinde aynı yöne savruluyor, az sonra dallarından ayrılacak küskün, sararmış yapraklar
BELKİ DE ÇİRKİN BİR ÖRDEK YAVRUSU DEĞİLSİNİZDİR?
irkin Ördek Yavrusu'nun öyküsünü bilmeyen yoktur herhalde. Hani yumurtadan çıkar çıkmaz dışlanan, bulunduğu aileye-gruba benzemediği için “uygun” olmadığı zikredilen, sevimli bir ördek yavrusu değil de çirkin bir hindi yavrusu olduğu söylenerek ötekileştirilen, yalnızlığa itildiği için korunaksız hisseden, bi gölün yansımasında
BİZE ÇAKIL TAŞLARINDAN HİÇ BAHSETMEDİNİZ
isifos’u bilirsiniz. Hani şu Yunan Mitolojisinde, tanrıları kızdırdığı için sonsuza kadar büyük bir kayayı, bir tepenin en yüksek noktasına dek yuvarlamaya mahkum edilmiş kral var ya işte o. (Sisyphos/Sisyphus) Sisifos’un tekrar düşeceğini bile bile o kayayı her defasında yeniden taşımaya çalışması
Hatırlamak değil, unutmamak asıl lanetimiz
ihnimin bilmem hangi kıvrımlarından çıkıp gelen “hatırlamak değil, unutmamak asıl lanetimiz” sözü uykumu kaçırdı. Sonra da iç sesimle/seslerimle başlayan uzun ve karmaşık muhabbet gecenin 04.45’inde beni yataktan çıkartıp pc başına getirdi. Daha dün, ilk cemrenin toprağa düştüğü heyecanını yaşarken şimdi yatağın
GÜZEL OLMAYANI SEVEBİLME BECERİSİ
“…Daha fazla hayat üretmek için, bugüne daha çok hangi ölümü vermeliyim? Neyin ölmesi gerektiğini biliyor, ama buna izin vermekte duraksıyor muyum? Sevmem için bende ölmesi gereken nedir? Hangi güzel-olmayandan korkuyorum? Güzel-olmayanın gücü, bugün benim ne işime yarar? Bugün ölmesi gereken